8 Kas 2013

2 Kasım


"sana hoşçakal diyemem ama şimdi gitme vakti."
Bu resim. İşte bu resim. Mausu sağa tıkla, özellikler, fotoğraf ayrıntıları, demek ki ilk defa 1 buçuk sene önce görmüşüm. Filmde silah görünmüşse o silah muhakkak patlar. Ve patladı, bum! Başımda gericiliğin, yobazlığın, akepelilerin, cemaatçilerin, süslümanların, yeşil burjuvanın “sembolü(!)” ya da Allah’ın emrini, ayetini taşımıyorum artık. Bilseniz ne özgürüm şimdi.. Ah bir bilseniz.. Aydınlandım, über güzellikte ve asalette aydın bir Türk kadınıyım artık.. İçimi, güzel, güpgüzel ruhumu artık çok daha kalabalık caddelerde yürürken daha aydın hissediyorum artık..

*
 
2 Kasım’ı unutma. Kasım’ın ikisini sakın unutma. Nemden kabaran, komik duran ve tüm bir bedenini çıplakmışçasına hissettiğin o günü sakın unutma. Kalabalık sokak, daha önce hiç görmediğin insanlar ve dakikalarca aynaya baktığın yüzünde sönmüş o günü sakın unutma. Unutursan sen olmayacaksın çünkü. Kalmayacaksın. İyice biteceksin.

Ben ben değilim. Belki hiçbir zaman da olmadım. Olamadım. Şimdi dâhil bu yaşıma kadar yaptıklarım hemen hepsi başarısızlıkla sonuçlanmış teşebbüslerdi sadece. Artık çok iyi de biliyorum ki herhangi bir dış etken menbaa’ı da değil bu lanetin. Bu bir çağ yangını. Hiçbir zaman ruhunu teskin edemeyen ben’in yangını. Benim yangınım.
*
Keşfsever’e kalsaydı, yapma derdi Z’ye. Başında taşıdığını göğsüne dahi olsa sarma derdi. İlle de yapacaksan kökten çözüm, dazlak ol derdi.. Diyemedi. Zaten deseydi de yapamazdı Z.  Ama yapmak isterdi. Adına yemin ederim ki Z’nin yapmak isterdi. Saçlarını sevmedi ki, göstermek istesindi. 

Ben bunları unutmamak için yazdım.

1 Kas 2013

.: elektra :.

işte bunlar hep çocukluk.
'büyük' baba figürü ve Allah baba(!)