6 Ara 2013

Kpssa

Buraya geldim, buraya geldim ki kendimi unutayım, derdimi yazmakla meşgul olayım da unutayım; geldim ki yazayım, ruhumu yazayım, selaletimi yazayım.

Yazamıyorum, yazamıyorum. Bazen tuğyan ediyorum, içimdeki ateşi, "kariin-i kiram" denilen bir sürü lakaydan-ı kiram hazeratına ihsas etmek için bin türlü işkenceler arasında bin türlü işkencelerle ölmek... Bu da niçin?

Lakin ben bu sefalet arasında, bu açlık içinde nasıl, nasıl yazarım? Yazacağımı düşünürken sefaletimi düşünüyorum. Hayır, yazmayacağım ve yazmadan öleceğim; onun için defter-i eş'arımı kapayıp bu defteri, bu defter-i siyah'ı sefaletimi açtım.

Ah ne kadar ağlamak istiyorum, öyle geliyor ki bir kere ağlayabilsem o kadar ağlayacağım ki hayatımın bütün ileriki acılarının bile şimdiden tesellisini bulacağım. ... Ah bir ağlayıversem... Zannediyorum ki ağlayabilsem kırlara yağmurlardan sonra gelen taravet gibi bir tazelik hissedeceğim.


Mehmet Rauf / Siyah İnciler, İnfial 253-255

Hiç yorum yok: