10 Oca 2018

Face of Love*



Baktığında biliyordum ki ben yüzyıllardır âşık olmak için bu yüzü aramışım gibi, bir cevap gibi, kıtlıktan sonraki su gibi; "Aşk ve Suret" üçlemesi olsun bu post.  

I.
Şebnem İşi Güzel’in, Öykümü Kim Anlatacak? adlı kitabının ilk öyküsü Devinimler'in başlangıcında geçiyormuş;

“Bir İran masalında, sevdiği kadını yüzyıllarca aynı ruhla başka bedenlerde arayan bir adam anlatılır. Adam sonunda yüzyıllardır aradığı kadını uzak ülkelerin birinde bulur. Ona, güneşli bir gökyüzü altında birlikte toprak işlemek istediğini anlatır. Kadın sadece gülümser ve uzak ülkesinde yaşamaya devam eder. Seni ilk gördüğümde sıcak bir ülkede benimle birlikte toprak işlemeyeceğini, kendi dünyanı bana taşımayacağını biliyordum. Yine bana gülümsediğinde biliyordum ki ben yüzyıllardır yeryüzünde seni aramışım.”




II.
Michel Tournier’in Günlüklerinden;

"Aşk, yüzü sevmektir. Aşk ve dostluk arasındaki farkın ne olduğunu biliyor musunuz? İnsan hor gördüğünü de sevebilir: 'Boktansın, ama seviyorum seni.' Bir de Petites Proses kitabında da yer alan şu alıntıya bakın; ‘Biri gönülden sevildiğinde bunun yanılmaz bir işareti var, onun yüzüne baktığında vücudunun başka hiçbir parçasından yüzü kadar fiziksel arzu duyumsamayacaksın.'

III.
“Tam önümde bir ticari araç var. Arka camını boydan boya 'yüzünü bile görmek istemiyorum' yazısı kaplıyor. Geçen gün de bir kamyonun paçalıklarında 'hep bekleyeceksin!' yazıyordu. Dikkatimi çekiyor, araçların üzerindeki, özlemin acısını ve kavuşmanın sevincini anlatan aşk cümleleri yerlerini, nefret ve öfke ifadelerine bırakıyor. Ne oluyor? Yoksa tutku yavaş yavaş yer mi değiştiriyor bu toplumda? Galiba öyle! Artık bir tek nefret ederken cesur ve tutkuluyuz. Severken mi? Kaçak ve korkağız!
'Yüzünü bile görmek istemiyorum!' Nasıl da tutku dolu bir öfke! Aşkın karanlık yüzü olarak nefret!.. Belli ki, şehrin bütün caddelerini, bütün sokaklarını böyle haykırarak dolaşıyor! Belki o "yüz" bir kaldırımda yürürken, bir durakta otobüs beklerken birdenbire önünden geçiveriyor. Peki, bu tersine çevrilmiş aşk ne zaman biter? O yazı ne zaman silinir arka camdan? Kayıtsızlık gelip yüreğe egemen olduğunda! Çünkü aşkın ve her türden tutkunun karşıtı nefret değil, kayıtsızlıktır."

"Eski sevgilinin yüzünü görmek istemiyor ve buna katlanamıyorsan, o yüzün hâlâ kalbinde eskimemiş olmasındandır. Nefret paslanmaya izin vermez. Tersine hafızanın (ve tabii iyi hatıraların da) sürekli ışıldamasına neden olur."

Haşmet Babaoğlu.

Bonus:


Rahat Fateh & Ali Khan & Eddie Vedder / The Face of Love

Hiç yorum yok: