7 Şub 2018

Kovacs / Fool like you



İnsanın en mahrem yeri; ruhu, beyni ya da bedeni falan değil kalbidir. Bu yüzden tesettür en çok kalbe yakışıyor.
Tesettürüm ruhumda, zihnimde, bedenimde değil. Kalbimde. Ve kalpteki tesettür de bir gün örtüsünü kaldırsaydı kalbimin şarkılarını Kovacs söylerdi.

"Left for dead but still alive
Couldn't you find me
A lot of years, a lot of cries
Too horrifying

Still I wait till you arrive
Constantly pining
A liberty to live a lie
Have you erased me?

Too busy to call me, to hold me
Did you ever really want me?

Don't you wanna know
If my heart's been broken?
Will I ever know
Of your love unspoken?

True that my eyes are blue
Quite the same as you
Would you want me to
Be a fool like you?
A fool like you

You can't pretend I don't exist
Rewind the memories
You'll never hear of my first kiss
With love sincerely

I learned to fight things on my own
Without protection
I know that there's no coming home
You did erase me

Too busy to call me, to hold me
Did you ever really want me?

Don't you wanna know
If my heart's been broken?
Will I ever know
Of your love unspoken?

True that my eyes are blue
Quite the same as you
Would you want me to
Be a fool like you?
A fool like you

If I act like you
I'd hide from all my troubles too
If I'd be like you
I would be the same old fool

If my heart's been broken?
Will I ever know
Of your love unspoken?

True that my eyes are blue
Quite the same as you
Would you want me to
Be a fool like you?
A fool like you
A fool like you
A fool you knew
A fool you knew"

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Blogunuzda gezindim de biraz, canım sıkıldı.. Kalbin tesettürü filan demişsiniz.. Bu ruhun terbiyesi olup tasavvuf ile alakalı bir durum.. Bedenin tesettürü ise 'şeriat' ile yani Allah ın emri olan dini hükümler ile alakalı bir durum. Ve takdir edersin ki bunlar birbirinden farklı olgulardır.. Mesela bir insanı kanunlar ve neticesinde geçireceği tutsaklık alıkoyar suç işlemekten, bir insanı da vicdanı alıkoyar.. Elbette vicdanı kendisini alıkoyan insan daha erdemlidir fakat yine de sırf böyle diye ben kanunlara uymuyorum demeye de hakkı yoktur..

Bunu bir misal ile açıklayalım .. Diyelim ki Devlet, soyu tükenmekte olan bir hayvan türü için ormanın bir bölümünü karantina altına aldı ve etrafına av yapılma ihtimaline karşın ''giriş yasaktır!! Cezası su kadar hapistir!!!'' şeklinde uyarılar astı.. Bu aşamadan sonra iki tip insan vardır Zain. Biri kalbinde o canlının ızgara üzerindeki pozları yer etmiş fakat buna rağmen kendisini o bölgeye girmekten alıkoyan tek şey o uyarıda yeralan 'hapis cezası' olan insandır. Diğer insan ise son derece hayvanseverdir.. Vicdanen bunu kendine yakıştıramadığı için o bölgeye girmez. Hapis cezası umrunda değildir.. Fakat bununla beraber yinede ''Ben nasıl olsa av yapmayacağım o zaman girsem ne olacak'' deyip te o yasağı çiğnemeye hakkı olmayacaktır.. Aksi takdirde aynı ceza, avlanmasa bile kendisine uygulanır..

(Biraz acele ile aklıma gelen bu misal umarım canınızı sıkan bir gevezeliğe dönüşmemiştir)

Bedenin tesettürü de kalbin tesettürü de Allah CC nün kullarına kelâmı kadîminde ayrı ayrı emrettiği, birbirinden bağımsız fakat birbirini tamamlayan olmazsa olmaz iki emirdir. Öyle ki her birinin bir kanadı temsil ettiğini varsaydığımızda uçmak, ancak iki kanadın da beraber hareket etmesi ile mümkün olacaktır..

Bedenin tesettürü: Nur/31.. Ahzab/59..
Kalbin tesettürü: mü'min/19.. Şûra/89-90.. Râd/28.. Şuarâ/89 .. ve daha niceleri..

Şu da var ki insan mücevher gibi kıymetli eşyalarını son derece gizlerken, içinde kömür bulunan çuvalları ise endişe duymadan evinin önüne öylece dizmektedir.. Kadın ise tepeden tırnağa kıymetli bir mucevherdir sevgili Zain kutusunda durması lazım gelir.. Hele ki bu kadın siz iseniz bana göre mucevherden daha kıymetli olarak şiir gibisiniz ve bu ayrıcalığı sonuna kadar hakediyorsunuz..

(Siz son derece zeki bir bayansınız ve umarım paylaşımlarınızı ilgiyle takip eden, muhibbânınızdan sadece biri olan fakirin son kısımda yer alan ve manaca iltifattan öteye gecmeyecek cümlelerini yanlış anlamayacaksınızdır.. Bir an olsun cumlelerimi yanlış anlayabileceğinizi düşündüğüm için beni bağışlayın) Sevgiler..:)