25 Kas 2010

Angst

*kaygı kişiliğin tıpkı bir hisse senedi gibi sınanabilen ve değeri inip çıkabilen bir varlık olduğuna ilişkin yanılgılı bir inancın pahalı bir bedelidir.
doğu batı / sayı 6

*yaklaşmakta olan bir hiçe indirgeme tehdidinin yaşanmasıdır.
rollo may

*anksiyete, zevk alma ya da uzuntu gibi diger duygulanim sekillerinden farklidir. cevresel bir tehdit olmayip, insanin varolusunun merkezine olan bir tehdittir.
rollo may

*özgürlüğün baş dönmesi.
soren kieregaard

*yaralardan yaratıcılık devşirme haleti.
albert camus

*kaygı 'hiç'i açığa çıkarır, haklıdır da bu konuda; sorun o 'hiç'le yüzleşip yüzleşemeyeceğimizdir.
heidegger

* varoluşumuzun kalitesi, özgürlüğün önkoşulu.
sartre

24 Kas 2010

Gazali'den

insanın iç aleminde öyle duygular vardır ki, onlar beştir ve zahirdeki araçlara yeri gelince yardım ederler;

*hayal kuvveti
*düşünce kuvveti
*akılda tutma(hıfzetme) kuvveti
*anma(akla getirme) gücü
*kuruntu gücü
bunların hepsinin yeri beyindedir.
bu beş gücün her birinin belirli hizmetleri vardır.
bunları bu işlere ehil olan kimseler bilir.
eğer bu adını saydığımız şeylerin birine zarar gelecek olursa;
insanın işi aksar, adaletsizliğe uğrar, bozulur.


Ölüm ve  Kıyamet / Kendini Tanımak
GAZALİ

23 Kas 2010

Depeche Mode / Wrong


Pachelbel, Canon in D Major


Faruk Nafiz Çamlıbel / Ölümü Hatırlatan Kadın

kayalıklarda gördüm seni, bir sisli günde
fırtınadan saçların çözülmüş bir demetti
o kayalıklarda ki bir yıl evvel üstünde
çöllerden aşık dönen bir genç intihar etti..
seni her nerde, artık, her ne suretle görsem
bir gölgenin duyarım ruhuma düştüğünü
ben de o aşık gibi burda bir gün ölürsem
tanrım mukaddes etsin seni gördüğüm günü!
...
bazı ruhum kararır kefenlerden, mezardan
yok mu, Rabb'im, ölümün bir güzel şekli derdim
o kayalıklarda ilk seni gördüğüm zaman
hayalimde ölüme en güzel şekli verdim..
başka bir göz yaşını dudaklarınla silsen
ürpererek: bu, derim, mezardan bir nefestir!
buna kıskançlık deme, bence değil yalnız sen
seni gören göz bile ne kadar mukaddestir!
kimse karşında belki titremez gönlüm kadar
bense hala korkarım dizinde ağlamaktan
teması korku veren tatlı bir ölüm kadar
daha hoştur kalbime görünüşün uzaktan..

21 Kas 2010

Faruk Nafiz Çamlıbel / Melek'ül-Mevt

seyre çık sevdiğim! akşamları kurbanlarını
yarıyor kalbini herkes, sana göstermek için
ah o taş kalbini bir kez titretmek için..
yedi köy ziyan etti, canını, kanlarını..

bir ölüm meltemi gibi eserken nefesin..
ömrü dal gibi sallanıyor aşıkların..
bir fısıltı gibi boğuyorken sesin, söyle
yoksa o cehennem dedikleri sen misin?

hangi ceylan beslemiş bağrında seni?
hangi kaplan süt vermiş öz annen yerine?
üç yüz evlik köyü takmış saçının tellerine
sürüyorsun mezarlıkta için titremeden..
...

(orjinali değil, şahsım tarafından kesilip biçilmiş ve tahribata uğramış hali:)

19 Kas 2010

Peyami Safa / Bir Tereddüdün Romanı'ndan I

1
hiç kimse bir zümreye mensup olmaktan kurtulamaz.
(syf: 136)

2
mide, kainatın merkezidir.
beyinden ziyade o düşünüyor ve bizi idare ediyor.
bütün aşklarımın ve nefretlerimin, bütün ihtiraslarımın mideme bağlı olduğunu ekseriya dikkat ettim.
(syf: 138)

3
hakikat şudur ki, ben, bilmeyerek bu kadınla senelerden beri dost yaşamışım; aynı heyecanları aynı günde beraber geçirmişiz.
o benim kitaplarımı okumamış olsaydı bile, birbirine benzer şeraitin merkezinde yaşayanlar arasındaki gıyabi dostluk alakasını içimizde taşıyoruz ve günün birinde, bu insanlardan biri karşımıza çıkınca onunla müşterek hatıralara malikmişiz gibi kendimize yakınlığını hissediyoruz.
(syf: 140)

4
en acemi kalemin bir ruha ilave edeceği şeyi bilirim.
(syf: 141)

5
onun hayalinde bile arzularımı daima kesen sivri ve keskin bir köşe vardı. neydi bu, neydi bilmiyorum. belki de onun bana benzeyen tarafıydı ve kendime karşı nefretimle birleşiyordu.
(syf: 157)

6
alakalarımızın yüz bin şekline isim bulamıyoruz ve sevmek deyip çıkıyoruz. onun için ne kadar suistimale uğruyor bu kelime.
(syf: 165)

7
insanda yaşamak hırsıyla beraber her an ölmek hırsı da var.
(syf: 167)

8
zekanın en sivri noktası şüphe ve tereddüttür.
(syf: 178)

9
kadının ebediyeti zekasında değil, rahmindedir. yeni kadın, yaratıcılığın merkezini şaşırmıştır.
(syf: 180)

10
ben bir şey aramamanın azabını çekiyorum. bu azaptan şikayet ediyorum.
fakat onu sevmiyor muyum?
(syf: 182)

11
ancak 'izm'siz düşünülebildiği gün insan zekasının hürriyetinden ve genişliğinden bahsedilebilir.
(syf: 205)

***
Peyami Safa / Bir Tereddütün Romanı
Ötüken, 15. basım
***

Peyami Safa / Bir Tereddütün Romanı'ndan II

...
sen hayatında her şey yapmış bir kadınsın. fakat hiç birine alışamamışsın, hiç birinde ihtisas kazanamamışsın; evlendin, fakat tam manasiyle zevce olmadın; sevdin; fakat yekpare bir aşkın olmadı, bir çok hadiseler en büyük ihtirasın billurunu kırdı; seyahat ettin, fakat sende bir seyyah melekesi teşekkül etmedi; bir çok hafiflikler yaptın, barlarda, balolarda, tiyatroların kulis aralarında yaşadın, fakat bir kokot pişkinliği elde edemedin; tercemeler yaptın, fakat bir satır bile yazı neşretmedin; çocuklara bayılıyorsun, fakat ana olmadın; her emelin, her gayenin büyüklüğünü ve güzelliğini anlıyorsun, fakat hiç bir emelin yok; bir çocuk saflığıyla en basit yalanlara inanabilirsin, fakat hiç bir şeye iman etmiyorsun.

...
Peyami Safa / Bir Tereddütün Romanı
(135-136 syf.)
Ötüken, 15. basım