10 Eki 2013

Adsız

Yaşamda yokluğu yoksunluk veren türden şeyler yolunda gidince vızıldamıyor insan. Ya da benim için geçerli bu. Vızıldamayınca yaşayıp gidiyor. Eğleniyor. Ama bir şeylerin yolunda gitmemesi lazım sanki. Yani gitmeli ama çok gitmemeli. Yolunda gitmeyen bu şeyler beşeri kaygılardan beslenmemeli üstelik. Yani iş/para/güç/sevgili/arkadaş bulamayınca vızıldamamalı insan. Şikâyetlerini, belki de içindeki münacaat güdüsünü bu gündeliklerle israf etmemeli.

İçinde bulunduğu dünyayı anlamaya başlamakla mı başlamalı önce insan? Yani şu soruyla mı başlamalı öncelikle: “burası neresi?” , “ben kimim” , “neden burdayım” , “nasıl ayakta kalabilirim?” doğru soruyu bilmiyorum. Çünkü istediğim ya da o an yokluğunu hissettiğim şeye göre değişiyor sorum. Beşeri herhangi bir şeye yenildiğimi hissedince ve kibrim acıyınca, en kapitoş mantıkla “nasıl ayakta kalabilirim” diyorum. Ama ruhum, soyut, kutsal, tanrısal bu şey acıyınca, ruhum acıyınca “neden” diyorum. “Neden burdayım?” Belki de birini seçmem gerekmiyor, sınırlar çizmenin verdiği o hoş belirginlik hissi sadece bu. Kendini belirgin ve köşeli hissetmek ya da. Biliyorum top olmak en güzeli.. Biliyorum hep olmak en güzeli, en iktisatlısı. Ama hep’ler bana göre değil. Her’ler ve hep’ler bana göre değil. Bana 1şey lazım. 1i lazım. Öyle sanki.
Böyleyse neden yetinmiyorum? Neden tek arzusu “istemek” olan varlıkları sevemiyorum? Neden onların bu ol’ma çabaları beni bir yönüyle düşündürtüyor? Neden düşünme payı veriyorum? Nedir mahiyeti? Peygamberane deyişle eşyanın hakikati? Ya da geçiniz bu din zırvalarını(!) nedir yaşamın anlamı? Yine başladığım yerdeyim.

 *
Bunu dahi buraya yazıyorum biliyorum ama buraya yazmak ne kadar itici.. Bazen ‘buralarla’ ilgili her şeyden tiksiniyorum.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

'Buralara' katlanmanızı sağlayan şey nedir peki?

Keşfsever. dedi ki...

bunaltı... can/varlık sıkıntısı...