14 Mar 2015

Oruç Aruoba Dili ve Edebiyatı: İle'den Altı Çizili Satırlar

36
En değerli hayalimdin sen, kendini yıktın. İşte: kaçtığın kendindi. Belki de benim gerçekleşen hayalim olabilseydin, kendi en yoğun gerçekliğin de olabilirdin. Kim bilir, artık geçti.

39
Seni, sen olarak özlüyorum.

44
Ne çıkar kaç akşam kaldığından dolunaya
Bu karanlık anı çalarken sorduk mu zamanı?

49
İki kişi, ilişkilerini, onu olduracak kadar kuramazlar; ama öldürecek kadar bozabilirler, yaptıklarıyla.

50
Nereden bildin benim ben olduğumu?

52
Sensin o. O sensin. Sen o’sun…
Bir şey –bir ilişki- başlatıyorduk; ama ne kadar yetebilecektik buna? ‘anlam’larımız, ‘anlama’larımız, ‘anlatma’larımız ‘anlaşma’ya ne kadar yetecekti?

54
“Jeder Mensch ist ein Abgrund.” Büncher
(her insan bir uçurumdur.)

58
Sevgi, bir şeyin farkına varmak; sonra da bir karara varmaktır. İki ‘varma’nın çakışması…

60
Bu yüzden düşünmüştüm, seninle ile benim ‘beyinlerimizle sevişebilme’ olanağını.  Olanaklı olmalıydı, bu…

64
1) kişi kendini tam olarak bilemez.
2) kişi öteki kişiyi tam olarak bilemez.
3) kişi ilişkisi, ancak, iki kişinin birbirlerini tam olarak bilememe bilinçlerinin karşılıklılığı ve sürekliliği üzerinde olanaklıdır.

66
Beni alıp güneşe götür ki son bir kez daha yanayım…

73
Sen bana gelmedin, kendini, bana getirdin. “al bunu” dedin: “ben bununla ne yapacağımı bilemiyorum; belki sen, bilirsin” dedin.

77
Bak bir rastlantı değilsin sen: şu garip yaşamımın ulaşmak zorunda olduğu bir noktasın.

78
İlişkinin temeli, istenmesidir. İlişki, varolması istendiğinde varolur. İlişkinin varolması istenmiş olmasıdır. Kişi ilişkisi, istenmeden olmaz; istenmedikçe de, yoktur.

82
Sana, bir ilişkide bir kişinin ötekinden neler istemeye hakkı olduğuna ilişkinin kendisi karar verir dedim.

86
Çok iyi bilirim ‘kelebeklerin neden kırılgan’ olduklarını: kelebek olmayı seçtiklerinden…
“Bir kadın ‘seni seviyorum’ derken aslında ‘yüreğime bir çizik attın ve bu yüzden seni öldürebilirim’ demektedir.” diyordun.  

90
Oysa ilişkide teşekküre yer yoktur, olamaz. Kişilerden birinin öbürü için yaptığı bir şey, öbürü açısından gerçi bir ‘lütuf’ gibidir (bir armağan…) ama yapan kişi açısından bir ‘ödev’ gibidir. (Kant’ın anlamında) : kişinin yapması gereken; yapmazlık edemeyeceği, bir şeydir.

 92
“senin içine düşmekten korkuyorum” dedin.

96
“Kararsız mısın? Korkuyor musun? İstemiyor musun? “ diye sordum, sen de hepsine birden “evet” dedin. Bunlar çok farklı şeyler oysaki: ‘kararsızlık kişinin ötekisine yönelik; korkmak kendisine yönelik; isteksizlik de ilişkiye yönelik yetersiz kalmasıdır. Bunlar varsa, ilişkide hep biraz kaykık kalır.

97
“Sana büyük acılar vereceğim, çünkü senin büyük sevinçler yaşamanı istiyorum” dedim sana.

109
Sevgi, bir kişinin, kendisini bekleyen bir kişinin kendisini beklediğini bilmesidir.

110
Yani, kişi, gelemeyeceğini bildiği o birisini seviyorsa ancak felsefe (de) yapıyor olabilir. Philosophia, kişinin hiçbir zaman ‘bilge’ olamayacağını bile bile ‘bilgeliği sevmesi’ değil mi zaten?

114
“Bir sahtelik duygusu da beraberinde taşıyorsan benimleyken, bilemem ki hangisi sen!” diye seslenmiştin bana uzaktan.

117*
O orada olacak diye, orada olmak.

122
Birisini sevmek ölümü onunla birlikte istemektir.
Ya da;
Birisini sevmek ölürken onun yanında olmak istemektir.

128
Sana artık acı bile veremiyor muydum? Senin bir yerine oturtulup kalmış mıydım? Bu düşünceydi, bana, acı veren…

130
Senin ile benim, amaçlarımızı birleştirerek, tek kılarak, ikimizin de ötesindeki o ‘üçüncü’yü yaratmamız.

132
Kişi daha kendi varoluşundan kuşkuluysa, nasıl edebilir de gidip öteki kişiyi bilebilir; ‘gerçekten’ tanıyabilir?

133
Senin dünyana hiç ulaşamayacaktım: senin dünyanı oluşturan bakış, benim bakışım olmamıştı hiç, senin yaşadıklarını ben hiç yaşamamıştım, seyirciydim yalnızca senin dünyan karşısında. Bu acı verdi bana.

136
Senin çok istediğin bir şeyi, senin için bulup, onu kendi başına alabilmeni sağladıktan sonra, onu, benim ile birlikte olduğun yere getirmeyi istemeni istemiştim.

141
İlişki kişilerindir ama anısı, kişiye –her bir tek kişiye- kalır: tek tek, ayrı ayrı.

150
Sen ile ben, hiç ‘bir arada’ olmadan ‘birlikte’ olabiliriz. Ben tek başıma bir şey yaparken seni düşünerek yapıyorsam yaptığımı, sen de, tek başına bir şey yaparken beni düşünerek yapıyorsan yaptığını, birlikteyizdir. Bu bir avuntu mu?

157
“benimle birlikte gelir misin” diye sordun.  “hayır” dedim. “biz gidebilirdik ama ben senin ile ‘birlikte’ gidemem.”

163
Sana güvensizlik duymamın kendime güvensizliğimin sonucu olabileceğini de düşünmüşüm.

167
Kıskançlık tam anlamıyla narsistik bir duygudur. Kıskanılan kişi ile hiçbir bağlantısı yoktur, kişi değildir ilişkide, karşıda duran ‘nesne’dir kıskanılan.

174
Sadakat kişinin kendinde bir kişiye yer ayırması ve o yeri hep onun için korumasıdır. Sadakatsizlik de kişinin o yerin korunmasını savsaklamasıdır. İhanet ise, kişinin, o yerine, başka bir kişiyi sokması.

183
Ama bir bak şuna: ‘uçmak’ fiilinden geliyor; ‘uçulacak’ / (bir şeyin) uçurulabileceği (‘uçurma!’) yer’ gibi bir anlama geliyor, galiba ‘uçmak’ fiili de herhalde ‘uç’tan ‘ucuna’ gelmek.

185
“ayrılmalıyız” dedin. Ben de “ayrılma tek kişilik bir edimdir, ayrılmak isteyen ayrılır” dedim.

187
“benim senden önce de sevgililerim oldu” dedin. Oysa bu, ya o anda söylerken bir yalandı; ya da bana o ana dek sürekli yalan söylemiştin: ikisi de birbirinden berbat durumları gösteriyor. İşin garip yanı bunu bir açıklama olarak yapmandı: başka bir durumda içten bir itiraf olabilecek bu söz o durumda ikili bir yalandı.

192
Hiçbir ilişki ‘son’una kadar ‘tamam’ değildir, her ilişki tamamlanmadan biter. Tamdır her ilişki, ‘tamam’lanmadan tamamlanır.

223
Ben yürüyordum; senin çantan da elimdeydi; sana seslendim: “benimlesin.”
Kişi sevdiğini hep sonradan mı anlar?
“Sevdiği’ni” / “sevdiğini”

227
Çünkü yazdıklarımın, tam anlamlarını bulmak için, şimdi kendimi içimde duyduğum konuma ulaşmış olmamı gerektiriyordu: senin o parlak kahkahanla ve uzun suskunluklarınla, burada, yanımda bulunman; benim de, artık tamamlanmış bir kitabın sonuna konacak bir son sayfayı yazmakta olmam.


Oruç Aruoba / İle
Metis, Onuncu Basım, 2014 Nisan

3 yorum:

Avare Karınca dedi ki...

Her biri demir leblebi.

Zeynep M. dedi ki...

kesinlikle. üşenmesem yarısını nakşederdim zaten.

Afra Akbulut dedi ki...

Çiçek renk getirdin yalnızca yeşil olan bitkilerime, mayıstı.