28 Ağu 2012

Keşfsever'in Lotus'la Konuşması I


Keşfsever’in Karanlık Bir Yolda Lotus Çiçeğine Rastlayışı
Bazen varlıklar, diğerlerini negatif’le fark ederler. Tıpkı yalnız ve karanlık yolunda tek başına yürüten Keşfseverin, bir gece vakti, orman yolunda lotus çiçeğine, “ne tuhaf bitki, ne kötü bir yerde yaşıyor” deyip yadırgamasında olduğu gibi. Lotus Keşfsevere bakmasaydı, belki de onu ve dünyasını tanıyamacaktı. Neyse ki, lotus da Keşfsevere baktı. Ve bir negatif, birden çok fazla pozitiflere sebep oldu.
***
-rica ediyorum azıcık araştırın, din üzerine, fıkıh üzerine binlerce eser var.
-anlıyorum. ricanız alındı.
ama ben zaten oradan geliyorum.

yaptığım yorumlarım fıkıh vb disiplinler üzerine değil akıl ve vicdan eksenine oturuyor. kendi inancım bunların üstünde ve her türlü dayatmaya karşıyım. çünkü insan denen varlığa dayatma olamaz. olursa insan olmaz. bu yaratılışın amacına terstir.


benim için önemli olan insanın -insan olarak- yönünü samimiyetle yaratana dönmesi. ve bunun içinde dinlere dahi gerek yoktur. peygamberler büyük insanlar ama konunun tarih içinde saptırıldığını düşünüyorum.

ilgi alanım fiziksel ritüeller değil. bunları önemsemiyorum ki bugün geldiğim yerde yaratanın da derdinin bu olmadığına adeta eminim. benim derdim kalple ve beraberinde yaratanın ışığıyla. ben Yaratan’dan korkuyorum ama cehenneminden değil. ona uzak kalmaktan. onun kalbimdeki yerini kaybetmekten. ki gerçekte Allah korkusu olarak bilen şey budur der bazı bilgeler de. onu kaybetmekten korkmak.


ben şekillerle ilgili değilim. ve tüm evreni en küçük bir hata yapmaksızın yöneten, dengede tutan yaratan da cehennemi için benim hata yapmamı bekliyor değil. her şeyden önce onun yüceliğine böyle bir basit rolü zaten yakıştıramam.

o tüm boyutlarıyla bütün evrenlere sahip kendi yüce şanı yanında benim gibi basit mi basit bir varlığın her şeyi ama her şeyini zaten biliyor. nereden geldiğimi ve nereye gideceğim dahil. onun yanında sıfır bile değilim. ama bu benim kötü bir adam olmama da bahane değil.
öte yandan esas oyun cennet ve cehennem değildir. yaratılışın sırrının bu olmadığına eminim. hatta emin ötesiyim.

neyse efendim özetle benim yolum biraz farklı.
ne diyelim. Allah ıslah etsin.

-sayısı nefs adedince olan o yollara ben de inanıyorum. dahası da var. tekliğe yani hakikate inansam da, onun binlerce yansıması olduğunu düşünüyorum. ışık demişsiniz, ben ona beyaz diyorum. beyaz ve içinde her renk var. bu yüzden genelde bir renge sıkışmış cemaatler bana yavan geliyor.

ama bir şey var hala netliğe vardıramadığım. şekil demişsiniz, evet yakinlikte ben de şekilerin olmadığını düşünüyorum. cennet ve cehennemin aynel yakinlikle alakası olmadığına inanıyorum. kuran'da bile seviyeler var, imanlarda da seviye olacak.

kafamı kurcalayan şeyden devam edeyim, başörtülü biriyim. kendim kapandım, tek gerekçem vardı; farz oluşu. hala da öyle. farz diye örtünüyorum. namaz ve oruç gibi. farz diye yapıyorum.

gönülsüzce bazen ama itaatle.

namazda da şekil var, rüku etmemiz gerek mesela. namazın özü huşu deyip, şekli atamıyoruz. başörtüyü de böyle algılıyorum. olmazsa olmaz değil, imanın özü değil, dindarlığın sembolü hiç değil.
ama yine de önemli.

ifrat tefrite varılıyor yine, hem şeriat hem tasavvuf. hem şekil hem öz.
ben beyaz dediğim, "kurallı" da olduğunu düşündüğüm bu yoldan gitmeyi seçtim.
görünen siz de bir yol seçmişsiniz ama rica ediyorum berikini saçma, gereksiz, yobaz, abartılı diye dışlamayın.
onlar beyazın içindeki sadece sarıyı görenler, kırmızıyı görenler.

selametle.



-güzel şeyler yazmışsınız. sizi anlıyorum. tabi bu konu sıkıntılı bir konu. bazen yaşamak da anlatmakta sıkıntılı. şimdi konu şu esasen:

özgür irade ve özgür seçim.

bunların olmadığı durumda sahip olunan inanç bile yeterince gerçek değildir. çünkü olamaz.
adamın kafasına silah dayamışken o adamın seçim şansı yoktur. söylediği her şey sizin duymak istediğiniz şeylerdir.
ama gerçekte düşünülenin aksine yaratan bunu amaçlamaz. ki zaten amaçlamaması da gerekir. neticede eksiksiz adalete sahip bir güçten bahsediyoruz. e peki bunlar mantıklı ve doğru ise bize anlatılanlar, yaşadıklarımız neden bunların tam tersi. -neredeyse-

ben bunu anlamak ve bu noktaya gelmek için 35 yıl harcadım.
geldiğim yerde çok mutluyum. çok. abartısız söylüyorum. hiç bir kalp sızım ağrım üzüntüm yok. ve hayatımda hatta ilk kez bu bu kadar doğruyum. hele geçmişte din uğruna çektiklerimi düşündüğümde şu anda anne kucağındaki bebek kadar huşu içindeyim.

lafı çok uzatmadan, benim anlayışım biraz farklı gördüğünüz gibi. ve size muhtemelen ters gelecek.
bakın ben zaman zaman uludağ sözlükte bazı şeyler yazıyorum. dayanamıyorum. bu yazdıklarımın çoğu gereksiz lakırdı ve geyik yapıp kendimi eğlendiriyorum. ama bazıları değil. eğer merak ederseniz şu linklerimi okuyunuz.

(#16026100)
(
#16066929)
(
#16231488)

tabi hepsini okuduktan sonra bazı ifadelerin sizin itikadınıza ters geldiğini hissedeceksiniz. bu da normal.

ben hiç bir topluluğa üye değilim. olmayı düşünmüyorum.
kendimi hiç bir isim, sıfatla nitelendirmiyorum. o, bu, şu değilim.

şimdi netice, son link kabala ile ilgilidir. size ters biliyorum. zamanında bana da ters gelebilirdi.
işin gerçeği ben 2 tane roman yazmıştım.


sonradan fark ettim ki aslında romanlarımda anlattıklarımla kabala da bahsedilenler -birebir- aynı. ama işin ilginç yanı ben kabalayla romanlarımdan çok sonra karşılaştım.
bu bir tesadüf mü? belki.



3 yorum:

N.Narda dedi ki...

Keşfsever için de Lotus için de çok mutluyum, karşılaştıkları ve bakıştıkları için...Linkleri tekrar okuyacağım...Özde katılıyorum Lotus'a...asıl olan allahtan uzak kalma korkusu olmalı,evet...ama sizin namaz konusunda dedikleriniz de akıl karıştırıcı,atamıyorsunuz inanç dünyanızdan...ne geniş bir konu...bilmezsiniz, geçen aylarda bir yazı karalamıştım ben de, benzer şeylerden bahseden...tesadüf...selamlar.

Adsız dedi ki...

Evet, ilk link çok hoş, İslamın özüne uygun,değil mi? Rahmetim gazabımı geçmiştir, Kainatı muhabbet üzre yarattım...sanırım kudsi hadislerdi bunlar...

2. link hakkında da söylemek istediklerim var. Ama şunu ekleyeceğim sadece; 1o yıl önce sormuştum kendime,acaba gittikleri yolu zorlaştırıyor mu doğrudaşlarım?...

3, ise benim düşünceme uymuyor...Çünkü ilahi dinlere inanıyorum,yani Allahın doğrudan vahyettiğine...falan filan...Yorumu yorduğumun farkındayım. Af :)N.Narda

ZM dedi ki...

benim vardığım nokta şu; evet bu öz dediğimiz şey doğru ve esas. ama şekil olmadan, öyle çok öz tanımı oluyor ki. öyle farklı çehreli bir hakikat oluyor ki.

"herkese farklı yansıyan bir hakikat nasıl olabilir" sorusunun mantıklılığına varıp, şekilleri önemsiyorum sonuçta.

tekliğe ve 1'liğe sığınıyorum sonuçta.