28 Eki 2012

Dünyanın En Meşhur Aşk Romanının Sonu & Tolstoy'un Dinler İzahı

 
Leo Tolstoy
(bu adam'ı zaten severdim. iyi romancı diye. din ve felsefe üzerine kafa yormuş diye. güzelce hikayeler yazmış diye. ve neredeyse kendisi olan bazı kahramanlarına -mesele levine'ye- bizzat kendi düşüncelerini -hayat üzerine, dinler üzerine olan düşüncelerini- söyletiyor diye. 16. yaşımda okuduğum bu güzide roman'ın, romanın son'una yaraşır bu kısmını titizlikle alıntıladım.
 Kozmos'a teşekkür dileklerimle.)
 
***
 
 ...levine bir taraftan bahçedeki sakız ağaçlarından düşen damlaların çıkardığı monoton sesleri dinliyor, diğer taraftan da yıldızları ve samanyolunu seyrediyordu. şimşek çaktıkça büyük yıldızlar görünmez oluyor ama şimşeğin parıltısı kayboldukça tekrar eski yerlerinde görünüyorlardı. levine, bir süreden beri zihnini yoran sorunların çözüm yollarını bildiğini sanıyor ama bundan iyice emin olamıyordu.
 
kendisine "beni şaşırtan nedir?" diye sordu.
 
"tanrısallığın en sağlam kanıtı iyilik ve kötülüğün ne olduğunu insanlara bildirmiş olmasıdır. ben ve hristiyan kilisesi bunu kabul ediyoruz. peki ama müslümanlar, yahudiler ve budistler ne olacak? bütün bu insanlar hayatın en büyük gerçeği ve mutluluğu olan bu bilgiden yoksun mudurlar?" diye düşündü.
 
biraz daha düşündükten sonra hemen hatasını buldu. kendi kendisine "ben ne yapıyorum diye sordu?" "çeşitli dinler ile tanrısallık arasındaki ilişkileri inceliyorum. oysa bana bireysel olarak bilgi sunuldu. ben şimdi kalkmış bu bilgiyi akıl yoluyla açıklamaya çalışıyorum!"
 
"gökyüzünde görünen parlak yıldızlara bakarak "yıldızların hareket etmediğini bilmiyor muyum? ama yıldızların hareket ettiğini kabul etmezsem, yeryüzünün hareketini nasıl düşünüp açıklayabilirim?" dedi.
 
"gök bilginleri yeryüzünün karmaşık hareketlerinin hepsini birden göz önünde bulundurabilselerdi herhangi bir şeyi anlayıp hesaplayabilirler miydi? gök bilginlerinin gezegenler hakkında verdikleri bütün bilgiler ve yaptıkları hesaplamalar, gezegenlerin hareket ettiklerinin kabul edilmesine dayanmaktadır. görünüşteki bu hareketi ben de görüyorum. nitekim aynı hareketi binlerce yıldan beri milyonlarca insan gördü ve böyle giderse görmeye devam edecek. gök bilginleri bütün insanlar için geçerli olan bu bilgiye inanmamış olsalardı tüm hesapları yanlış çıkacaktı. aynı şekilde ben de bütün insanlara verilmiş olan ve bana da hristiyanlık vasıtasıyla sunulan iyilik düşüncesine sahip olmasaydım benim elde ettiğim sonuçlar da yanlış olacaktı. benim inandığım hristiyanlığın dışındaki dinlerin tanrısallıkla nasıl bir ilişkileri olduğunu söylemeye hakkım yoktur."
 
...
 
"bu yeni duygu beni değiştirmedi. düşündüğüm gibi birden bire aydınlatmadı. dolayısıyla bunun şaşılacak bir tarafı yoktu. bu duygu çektiğim acılarla gönlüme işledi. ben farkına varmadan adeta kalbime yerleştirildi."
 
...niçin dua ettiğimi hala mantıklı bir şekilde açıklayamıyorum. ama dua etmeye devam edeceğim. bundan sonra başıma ne gelirse gelsin artık hayatımın her dakikası anlamlı bir şekilde geçecek. eskiden anlamsız olan hayatım, ona verebildiğim iyilik düşüncesiyle anlam ve değer kazanacak..."
 
SON
 
Lev Nikolayeviç Tolstoy / Anna Karenina, II. Cilt, XIX Bölüm, (syf: 542)

4 yorum:

cevüz dedi ki...

adam sakaldan belli zaten hocam (yorumsadım mı ne)

ZM dedi ki...

bu dedeyi sevişimiz meşhurdur zaten.

yorumsayınız, hep yorumsayınız. bize yorum saydırmayınız.

oz dedi ki...

Bu satırlar için söylemiyorum ama, bu satırları okuyunca aklıma geldi;

'Felsefe ve aklın bataklığı!'...

ZM dedi ki...

felsefe'ye niçin bu kadar çirkinlemeler yapılır anlayabilmiş değilim.