12 Eki 2012

Ketumi & Z

Ketumi: bugün bulutlar ne kadar pejmürde.
Azmi: bulutlara zahit kılıklı mı diyorsunuz?
k: hayır efendim. hali değil, dili pejmürde.
a: bulutları mı dinliyorsunuz?
k: :) -sapsarı bir smiley-
a: galiba şimdi de güneş açtı.

*

k: attım siyah pantoluma bir ütü izi. geldim ihtiyarlarla kalamış'ı söyledim. burada kendime ahbab bile edinmeye başladım.

*

k: ismail abiii
a: mejnun?
k: hop! nerelerdesin?
a: kendimdeyim. şiir yazıyordum. -y.d.i-
k: tam mevsimi.
a: dilimden dökülüverdi: geliniz "dağlara vuralım" ketuımi.
k: ne güzel olur efendim, sonbahar dağları.
a: kalamış dedeleri nasıllar?
k: iyidir. yaşlılık halindeler.
a: biz de bir nomero yok. her zaman ki avareliğimiz. siz de?
k: hala yerleşemedim evime.
a: biz kirlendik bile efendim. nevresimler kokmaya başladı.

*

a: rüyamda sizi gördüm. tam karşımda. spiker masaları gibi bir masanın üzerindesiniz. mütemadiyen konuşuyordunuz. her zaman ki hızlı, arasına girilmesi mümkün olmayan şekliyle. bendeniz de dinliyordum sizi. yüzünüze bakıyordum.

2012, ekim

4 yorum:

N.Narda dedi ki...

diyaloglar pek bi hoş,lakin muallaklık "örnek okuru" bile ampirik okur eylemekte :)

sıhhattesinizdir inşallah.

cevüz dedi ki...

bu avare lakırdılar ne geziyor buralarda azizim :)

ZM dedi ki...

N;

konuştuğumuz kişinin adına ketumi deyiverdiğimizden olsa gerek.

ZM dedi ki...

inivermiş vadiye de ketumi;

vadi şenlensin diye. ıssız olmasın diye.

görün diye.