25 Nis 2013

Tanımlar XXII / Kifayetsiz Muhteris

Zavallı Salieri önce teori dedi. Önce akıl. Önce nazariye.
Önce çıkayım, sonra nasıl olsa inerim dedi.
Peki ya yaşam sevinci?
Görmedi. Yaşamadı. Hiç bilmedi yaşamın kendiliğinden düşünceye ve sanata kattığı/katabileceği sevincin ne olduğunu.
Ahengini Cebir’e vurdu. Müziği bir kadavra gibi kesip biçti.
Teoriyi avucunun içine alırsa yaşamı zihnin dizgelerinden üretebileceğini sandı.
Sanat, yani yaşam sözkonusu oldukta çaba kadar yeteneğin de sanatçıya o sıfatı bahşettiğini anlayamadı.
Anladığında ise istidada düşman oldu. Dehaya. Mozart’a.
Hasedi celbetmek için dehasından başka hiçbir suç vasfı olmayan Mozart’a.
 
Salieri çabanın, gayret ve azmin sembolü. Bir kifayetsiz muhteris.
İstidadından fazlasını taleb eden kibr-i mücessem. Elindekine razı olmayan.
Bu yüzden hased ateşinde yanan, kavrulan bir çiğliğin sembolü.

2 yorum:

oz dedi ki...

Salieri'ye mi benziyorsun?

ZM dedi ki...

Oz;

benim kime benzediğim bir yana da, bu "terapist" havasındaki doğrudan sorularla "sözde" şaşırtmaları, cümleleri ters düz etmeleri vs. sanırım seven birine benziyorsunuz siz.

ama "aaa" tepkisi uyandırmıyor bu hal söylemek istedim.