19 May 2013

Sen Aydınlatırsın Geceyi

Afiş sloganı güzeldi. "İnsan endişeden yaratılmıştır"














Sinemalarda gösterime girmeyen ama ne kadar şanslıyım ki okulcuğumda da galası yapılan Onur Ünlü'nün "Sen Aydınlatırsın Geceyi" filmi -hakikaten ne anladım bilmiyorum ama- fena değildi. Fotograf karesi sahneleri ise gayet güzeldi. -Cemal'in Shakespeare'den filme adını veren şiiri okuduğu sahne başta olmak üzere, gökyüzü, kuşlar ve tarlalar sahneleri-

Aklımda ne kalmış diye bakıyorum da, ilki Cemal'le Yasemin'in gazoz içeriz masası'nda, hapları içip, uçuyorum sandıkları -hakikaten de uçtukları- aşık olma an'ından hemen sonraki kusmak sahnesi, ikincisi kandan gözyaşı döken adam, üçüncüsü kitap satan kızın kollarına düşmek üzerindeyken Cemal, gökler'den gelen taş yağmuru, elleri tabanca olan adam, gök'ün sırlı halleri... -çokmuş-

Film sonrası Onur Ünlü'nün soru-cevaplardan oluşan söyleşisi ise "tipik"ti. Hakikaten de haklı, eserleri ve sahiplerini, eserlerden bağımsız düşünmek gerekiyor, çünkü eser sahibi olarak umursamaz üsluplu, o tipik saç-baş karıştıran halleriyle tipik sanat yönetmeni havasındaki, hep farklı hissettiğine/anladığına/konuştuğuna içten içe inanan ama farklı olmaya çalışmadığını ısrarla belirtmeye çalışan o adam'a bir türlü sempati duyamadım çünkü.

*

Bunu etrafımdaki hevesli kalabalığa, hallerine, sorularına yoruyorum ve hatta "yenilmiş kıskançlık"tan kaynaklandığını seziyorum ama bazen hiçbir şey olmak istemiyorum Allah'ım.

Hiç yorum yok: