7 Ağu 2011

ZM / Araf Konuşmaları I

evrimle ilgili dediğin doğru, evrim Allah’ı yok sayamıyor. zaten bilimin açmazı hala ilk hamleyi açıklamada. yani bir gün evrimin doğruluğu bilimsel yollarla doğrulansa da bu bir çok dindarı etkilemeyecek.

müslüman kadınlara haremin bi ferdi demişsin, hatta yargını direkt gurursuzluk gibi göstermişsin. bunu da inkar etmiyorum, çünkü tam içime sinmiyor benim de. bayıldığınız şahitlik konusu da öyle, şahitlikte akıl yerine cinsiyeti ölçüt kabul eden mantığı ben de göremiyorum.
ama belki bi ‘hikmet’ vardır.

başından beri beni uçurumdan kurtaran tek şey şu cümlemdi. herş ey akla uygun olsaydı, yani din tam olarak aklın içine sığsaydı, akıl dinden ‘büyük’ olurdu. ve inanmayan kalmazdı yerin üzerinde.

akla çok paye veriyorsun, ruminin çift kanatları var bilirsin ikisiyle gittiğinizi düşünüyorsunuz ama son hareketi gönülle birlikte değil, akılla yapıyorsunuz.bu yüzden çırpınıyorsunuz.

felsefe gerçekten ilgimi çekiyor, elimde gazalinin felsefe üzerine üç beş kitabı da var. misal nietzsche’yi gerçekten hissederek okumuştum. ama filmde ana karakteri yüceltmekten başka bi işe yaramayan yardımcı oyuncudan başka bi algı yaratmadı bende.

bence biraz ‘iman’ üzerine kendini vermelisin. hani çoğu şeyi hissi ya da akli olarak ayırt edebiliriz ya, ben imanı ikisinden birine veremiyorum. çoğu ona hissi bi şey diyor, ama ben ikisinin ortasında bi yerlerde olduğunu düşünüyorum.
gerçekten sana göre iman ne, nasıl bi şey, duymak isterim.

toparlayayım, gerçekten niyetim bi mücadeleye girişmek değil, arkadaşlık sohbet hiç değil, ben karşısındaki evin içindekilerini merak eden bi komşuyum.
mahalle mahalle geziyorum, iki üç konaklık zamanım var senin mahallende.

ne dersin komşu?

emin değilim ama şöyleydi galiba, bununla bitireyim,
gazali’den;
“aklın geleceği son nokta kendini mat etmesidir”

2011, ağustos

Hiç yorum yok: