1 Ara 2012

ZM / Şaşırma

-kemale eremeyen güdük yazı.-

Her duruma verecek bir cevabınız varsa ya da yığmışsanız her olası duruma antitezler, mutsuz olmaya mahkûm oldunuz siz. Hani bir kız demişti,  “şaşırmayı severim, en çok şaşırmayı severim” Her duruma verecek bir cevabınız varsa, öyle kolay kolay şaşıramayacaksınız siz. Aklıma “surprise”  kelimesi düştü. Boş yere değil. Hangimize gerçek anlamı, şaşırmak olan bu kelime mutluluğu çağrıştırmadı ki. Edilgen de olsalar, verilmiş, vadedilmiş de olsalar, kaynağı bizden, içimizde değil de, bir başka özne’ye ait olsa da insanlar sever, biz severiz hazırlanmış, tertip edilmiş sürprizleri.
-Bu girizgahı telefondaki muhatabıma borçluyum. Ve kuracağım her cümleyle de borca batacağım. Olsun..-

Beni şaşırttığından değil ama. Tüm tavırlarımı, düşüncelerimi ve kelimelerimi önceden düşünmüşlüğüme, hesapçılığıma ve son raddede de samimiyetsizliğime yorduğu için.
Elimde değil. Elimde mi ki. Kendi’yle ilgili, ben’iyle ilgili düşünülmedik bir yer bırakmayan, suyunun da suyunu çıkaran bir varlık, kendiyle ilgili kurulan cümlelere şaşırabilir mi hiç. İltifatları dahi şüphe ve gururun incecik süzgecinden geçiren bir varlık herhangi bir eleştiriye şaşırabilir mi hiç. Ben’i şaşırtabilir misiniz ki hiç.

-Allah şaşırtmasın? Allah şaşırmayı nasip etsin-

2012, kasım.

Hiç yorum yok: