17 Tem 2013

Requiem for a Life

Kabus anlatır gibi.

4 yol ağzında. Yorulmuş ve kaybolmuş bir çocuk gibi. Zırlak. Kavşakta duramam çünkü hava kararmak üzere. Yollardan birine sapmam lazım. Koşa koşa birine gidiyorum, sonra vaz geçip diğerine, sonra ağlamaklı, çok ağlamaklı geriye. Hareket halindeyim, debeleniyorum ama hep aynı yerdeyim. Nereden geldiğimi hatırlamıyorum, bilmiyorum. Pardon, nereye ait olduğumu. Yolların hepsi bir yönüyle acı veriyor, tekin görünen de, yeşil görünen de. Bakışlarım gök'e.

Beni sadece gökyüzü kurtarabilir.

2 yorum:

Erdost Yüksel dedi ki...

İçacılarının toplamı gökyükünü oluştururken, kabusun bilincinin altını üstüne getirir.

aslanı yaraladığın takdirde, işini bitirmen gerekir, yaralı kuşlar ölürken saklanır, insanı öldürmeyen şeyin de allah belasını verir.

Öyle anlar vardır ki vereceğin her karar kötüdür. kötüler arasında, sana en az pişmanlık vereceği seç.

pusulan yoksa gökyüzü kurtarabilir seni ama bilir misin yeryüzü de kurtarabilir. karınca yuvaları iyidir.

ayağa kalk ölmek için önünde sonsuzluk var. ayrıca cennet de cehennem de senin içinde ki siz bu dünya için değil, öteki dünya için yaratılmışsınız; hiç balık, denize atılma tehdidinden korkar mı?

aynı denizde iki balık,
biri aydın, biri alık
olta göründüğünde de
aydın da balık
alık da balık...

Zm dedi ki...

Ne duysam, ne denilse sadece hayır, o değil, değil, sonsuza kadar direniş ama asla teslim/teskin olmama.

*

Çocuktan devam edelim. Çocuk ne kavşakta durabilir, ne de yollardan birine sapabilir. Terslik var bu işte, çünkü olduğu yer çocuğun yeri değil, çocuk buraya ait değil. Gökten düşmüş diyeceğim, yol ardlarından “uzun uzun” bakmasa. Geçip gidenlerin arkasından da ağlamasa..

*

Aslan hala diri, üstelik daha çok kükrüyor.

Öyle insanlar vardır ki yapacağı hiçbir şeyle teskin olmaz.

Çocuk karıncalara sığınamaz hem de çocukken zevk için suyla boğup öldürdüğü karıncalara.

Korkar, çok korkar.