10 Eyl 2013

Yas Reçetesi

Ölümünün ardından yaklaşık sekiz ay geçtikten sonra çok kesin bir şekilde müdahale ettiğim bir seans sırasında, bu kuramsal düşüncelerin hiçbiri aklımda değildi. Clemence uzanmıştı ve benimle hayatın tadını yeniden bulan birinin ses tonuyla konuşuyordu. Dikkatimi dinlemeye o kadar o kadar yoğunlaştırmıştı ki müdahalem sırasında şu sözleri neredeyse bilmeden söyledim: "...çünkü ikinci bir çocuk dünyaya gelirse, yani demek istediğim Laurent'in erkek veya kız kardeşi..." Hastam cümlemi bile bitirmemi beklemeden sözümü kesti ve şaşkınlıkla atıldı. "Ama 'Laurent'in kız veya erkek kardeşi' diye bir şey dendiğini ilk kez duyuyorum! Sanki üzerimden bir ağırlık kalktı." O an hastamın söyledikleri bende bir çağrışım yaptı ve bunu hemen kendisiyle paylaştım: "Laurent şu an herneydeyse, eminim kendisine küçük bir erkek ya da kızkardeş vereceğinizi duymaktan mutlu olacaktır."

Yeni gelen için duyulan sevginin, kaybedilene duyulan sevgiyi asla yok edemeyeceğinin yas tutan kişi kişi tarafından sonunda kabul edilmesiyle acının hafifleyeceği görüşüne dayanan yas anlayışımın özünü, hiç düşünmeden ve bu kadar az sözle ifade edebilmem beni şaşırtmıştı. Böylece, Clemence için, doğabilecek yeni çocuk, bugün ölü olan ağabeyinin yerini hiçbir zaman alamayacaktı ve aynı zamanda Laurent hep yeri doldurulamayan ilk çocuk olarak kalacaktı.


J.D Nasio / Aşk Acısı
Clemence ya da Acının Kat Edilişi
(syf: 18)

4 yorum:

OGD dedi ki...

İlk olmak güzel.. tek olmak nasıl birşey..
Benzerler aslının yerini tutabilir mi .. Sadece avuntu, teselli değil mi.. Ya beklenen ilkin gelen değilse.. Asıl olan ilk değilse.. İlk olmanın bir anlamı olur mu o zaman.. Gerçeği nasıl anlayabilir ki insan.. Geleceği göremediği sürece..

Aklıma tek bir cevap geliyor; "inanç"

Z. dedi ki...

ogd;

en'le dahi yarışsa tek olan 1şeyi hiçbir şey mağlup edemez. o yüzden yaratıcı aynı anda 'en' ve 'tek'

1şey tek olmuşsa benzerini aramak ahmakça, çünkü taklidi olur en fazla, kaldı ki arayan da yok.

ne zaman ki yeniye duyulan aşk, şevk, mutluluk, kaybedilene duyulan acı'yı bastırır işte o zaman hangisinin tek olduğu cevabı ortaya çıkmış olur.

OGD dedi ki...

Mutluluklar acıyı hep bastırır.. Ya da bastırsın isteriz.. Ama acı da mutlulukları bastırır.. Bu hangisinin ilk geldiğine bağlı biraz..

İnsan unutur da.. Acısı hafifler belki bir parça .. Ama yeni olanın eskiye üstünlüğünü , onu da kaybettiğimiz zaman ancak anlarız.. Hangisinin kaybı daha çok canını yakmışsa asıl olan o dur.. Mutluluklarla, acı kıyaslanamaz .. Mutluluk mutlulukla, acı ise ancak acı ile ölçülür...

Kurban etmeden o şeyi, değerini bilemeyiz bizdeki...

Z. dedi ki...

ogd;

balzac'ın "mutluluklar geçici, acı ise sonsuzdur." sözü düştü aklıma.

acı ve mutluluk kıyaslanamaz kesinlikle. çünkü acı, mutluluktan büyüktür. zamanı geçen bir mutluluğu anımsamak dahi acı oluyorken üstelik.

acıyı acıyla kıyaslamak konusunda ise katılıyorum size.